Sahte tablo enflasyonu!  


  Türk resminde son zamanlarda yaşanan sahte tablo iddialarına bir yenisi daha eklendi. Koleksiyoner Ahmet Aslanbek, bir müzayedede satışa sunulan, Avni Arbaş’ın “Atlılar”ının sahte olduğunu iddia ederek suç duyurusunda bulundu Nişantaşı Müzayede Şirketi’nce 30 Eylül’de düzenlenen müzayedede satışa sunulan ünlü ressam Avni Arbaş’ın “Atlılar” tablosunun sahte olduğu iddiaları, Türk resminde yaşanan sıkıntıyı ve kaosu bir kez daha gözler önüne getirdi. Tablonun orijinalinin kendisinde olduğunu belirten koleksiyoner Ahmet Aslanbek, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Sahte olduğunu iddia ettiği tablonun imha edilmesini isteyen Aslanbek konuyla ilgili olarak şu bilgileri verdi: 'Danışmanların unvanı yok’ “Nişantaşı Müzayede Şirketi’nin kataloğunda, evimde bulunan Avni Arbaş imzalı tablonun kopyasını gördüm. Müzayede başlamadan önce gidip şirketin yöneticilerinden Ali Ulukaya ile görüştüm. Evimdeki resmin fotoğrafını gösterdim. Ulukaya önce ellerinde rapor olduğunu söyledi sonra geri adım attı. Neticede müzayede başladı. Sırası geldiğinde resmi çıkardılar ve Ulukaya 'Şimdilik bu resim üzerine bir şüphe oluştuğu için müzayededen çekiyoruz’ dedi. Bu söz el altından satabilir manasına geliyor bence. Bunun üzerine kalkıp bu resmin orijinali benim evimdedir dedim.” Aslanbek, Avni Arbaş’ın yakın dostu olduğunu ve sözkonusu tabloyu 1998’de Artisan Sanat Galerisi’nde düzenlenen sergiden aldığını belirtiyor. Ulukaya ise, eseri Ankara’da yaşayan köklü bir aileden aldıklarını söylüyor ve bu olay yüzünden prestij kaybettiklerini dile getiriyor: “Piyasada herkesin tanıdığı danışmanlar var. Ama bu insanların konuyla ilgili bir unvanı yok. Dolayısıyla bu uzmanlar herhangi bir resim için evet şu ressamın tablosudur diyerek imza atamıyorlar hukuki olarak. Bu resim, içinde eski bir Kara Kuvvetleri Komutanı’nın da bulunduğu bir aileden geldi. Dolayısıyla biz resimde problem görmedik. Biz de mağduruz.” Ulukaya, sahte olduğu iddia edilen tablonun imhasına dair herhangi bir şey yapamayacaklarını da sözlerine ekliyor: “Tablo bize ait değil. Biz aracı kurumuz ve dolayısıyla resmin imha edilmesiyle bir ilgimiz yok. Biz de hukuki her türlü hazırlığı yaptık. Hatalarımız konusunda konuşalım, bu sistemin içinde maalesef böyle durumlar yaşanıyor.” Son yıllarda sahte tablolar Haziran ayında Melek Celal Sofu imzalı iki tablonun sahte olduğu açıklanmıştı. Artı Mezat Müzayedecilik’in 2002’de düzenlediği müzayedede Gülsün Erbil, bir Cevat Dereli resmine gerçek değildir diyerek itirazda bulunmuştu. Dereli’nin öğrencisi olan Erbil’e Artı Mezat tarafından açılan dava da geçtiğimiz aylarda sonuçlandı. Ve Erbil beraat etti. Yine yakın bir zamanda Turan Erol, sahte tablolarının ortaya çıkması üzerine açmış olduğu iki davayı kazandı. İstanbul Modern’de düzenlenen Fikret Mualla Retrospektifi’nde de sahte Fikret Mualla tabloları olduğu iddiaları ortaya atılmıştı. Ayrıca iki önemli koleksiyonda, -İktisat Bankası ve Hakan Uzan- sahte tablolar çıkmıştı. 'Rapor yazanlar çok cahil’ Türk resim piyasasının en önemli sorunlarından biri özellikle 1990’lı yıllarla resim alımlarının artmasıyla ortaya çıkan sahte resimler. Bir resmin orijinalliğini kesinleştirecek resmi kurumlar bulunmuyor. Öte yandan Türk resim piyasasında, hatta birçok özel koleksiyonda halihazırda çok sayıda sahte tablo olduğu iddialar arasında. Rusya’nın dağılmasından sonra akademi eğitimleri çok iyi olan sanatçıların Türkiye’ye gelişiyle de sahte resim piyasası canlandı. Çünkü bu ressamlara çok başarılı taklit eserler yaptırmak mümkün. Galericiliğin duayenlerinden Yahşi Baraz, Türk resminin taklidinin son derece kolay olduğunu belirtiyor: “Ressamlarımızın kaydı yok, kaç resim yapmış, kime satmış; bilinmiyor. Batı’da her ressam yapıtlarının kaydını tutar. Hiçbir kayıt olmadığı için tablonun orijinal mi değil mi olduğunu birkaç kişi rapor ediyor. Fakat bizde rapor yazan kişiler de çok cahil.” Kaynak: Milliyet