Bedri Baykam-Haber Kanalları ve Medya Patronlarına!  


  Albay Dursun Çiçek tutuklandığı gece medyada yaşanan iğrençlikler, beni gerçekten meslek adına utandırdı. O gece Habertürk’ü izliyordum. Gözlerime inanamadım. Üst üste belki 8-9 “sözde ılımlı” İslamcı, Fethullah’tan “Fethullah Hoca Efendi Hazretleri” diye söz eden tarikatçı, liberal faşist, dönek solcu, ne ararsanız, hepsi sırayla “sahne aldılar”.“Medya”mız, tam “iktidar yağlaması” işinde eksper olmuş kişileri birbiri peşi sıra ekrana taşımayı zorunluluk sanıyor. O gece de tüm malum isimler, us dışı açıklamalarıyla karabasan gibi ortalığı kapladılar. Sonunda dayanamayıp kanalı aradım. Yayın sorumlusu Ali Çağatay’a “maruzatımı” aktardım.Tam o anda ekranda, beni çıldırtmak için Mehmet Altan belirdi. “Bari bundan sonra da Yasemin Çongar’ı çıkarın, tam rahat edelim” dedim. Çağatay Bey tam bir sükunet içinde “evet, sırada o da var” deyince, “acaba bu bir kabus mu?” diye gözlerimi oğuşturdum! Çağatay, o kesimin aranmaya ve konuşmaya hep hazır olduğunu, ancak ortada konuşacak “diğer” kesimden insan bulamadığından yakındı! Ben de kendisine uzun bir liste yollayacağımın garantisini verdim. Sonra gerçekten ekrana bu sefer Çongar çıktı ve sazı eline alıp, hemen heyecan içinde “bir daha böyle pislikler yaşanmasın, böyle adamlar cinayet işlemesin” diye bu hamlenin şart olduğunu vurgulayarak açıkça “Ergenekon Terör Örgütü”nden söz etmeye cüret etti! O anda yine insanlığımdan utandım. Çongar, ortada bu isimle iş gören kanıtlanmış bir terör örgütü varmış gibi davranma densizliği bir yana, bu “örgüt” kanıtlı “cinayet”ler işlemiş gibi ortalığa nifak tohumu saçmaya devam ediyordu. Ortalık metafizik ressam de Chirico’nun meydanları kadar boştu anlaşılan… Düşünün ki, bunlar bir de en demokratik kanallardan birinde oluyor! Medyanın, “tarafsız” kanalları, size sesleniyorum: Nasıl bir “medya resmi ideolojisi”ne(!) teslim oldunuz da, ekrana taşıdıklarınız hep aynı nakaratları tekrarlayanlardan ibaret? Her Atatürk düşmanına yer açmaya kendinizi mecbur mu hissediyorsunuz? Bu nasıl çarpık bir demokrasi anlayışı? Bir tarafa “boş kaleye gol attırmak” çok mu zevkli? NTV’ciler, ben mecbur muyum sizin safça tarafsız sandığınız “siyasi danışmanınız” Ruşen Çakır’ın durmadan ekrana taşıdığı %80 oranında makyajı akmış Cumhuriyet düşmanını her sabah seyretmeye? Siz, medya patronları, alacağınız iki borç ertelemesi ya da ihale, bu cumhuriyetin temellerini sarsmaya, en önemli servetiniz olan ifade özgürlüğünü baltalamaya değer mi? Kendi bindiğiniz dalı kestiğinizin farkında mısınız? Tüm aydın insanlardan rica ediyorum. Bugünden tezi yok, medyanın “kaçık oturumlarında yine aynı senaryoları tezgahlandığında bu kanalları telefon, e-posta ve faks ile abluka altına alın, “yeter bu rezillik” diye bağırın. “Madem bir yanda Nazlı Ilıcak, Kürşat Bumin, Mustafa Karaalioğlu, Mehmet Altan, Ali Bayramoğlu, Yasemin Çongar, Ergun Babahan, Fehmi Koru gibi isimleri her yerde çıkaracaksınız,” size Cumhuriyet’te yayınlanan 50 kişilik bir ’karşı liste’yi hatırlatıyoruz” deyin! İşte size ezber bozacak, korkmadan Kemalist-sol analizler getirecek isimler sevgili medya: Artık şu zavallı sansür ortamına son verin. Demokrasi ve özgür düşünceden bu kadar korkmayın. Ve “farklı kişi bulamadık” bahanenizi burada bitirelim: Aynı kalitede bir o kadar daha var, bunlar ilk aklıma gelen 50 isim: O. Akbal, Adnan Akfırat, Necla Arat, C. Arcayürek, Melih Aşık, Yalçın Bayer, C. Ataklı, B. Baykam, A. Behramoğlu, Hikmet Bila, O. Birgit, O. Bursalı, Anıl Çeçen, H. Çetinkaya, Hikmet Çiçek, Alev Coşkun, B. Coşkun, E. Çölaşan, Oktay Ekşi, Ö. Faruk Eminağaoğlu, Perihan Ergun, Turhan Feyizoğlu, Nihat Genç, U. Gürkan, Şengül Hablemitoğlu, Ferit İlsever, Sabih Kanadoğlu, Işık Kansu, Suay Karaman, Kazım Kolcuoğlu, E. Kongar, E. Manisalı, Ruhat Mengi, Alpaslan Işıklı, Fikret Otyam, Özer Ozankaya, A. Öymen, Cengiz Özakıncı, Y. G. Özden, V. Savaş, İlhan Selçuk, D. Som, Mümtaz Soysal, A. Sirmen, Sönmez Targan, Hıncal Uluç, Kadri Yamaç, Ünsal Yavuz, İbrahim Yıldız, Ü. Zileli. Bilmem bu demokratik talebi medyaya bastırarak bir fark yaratabilecek misiniz, siz sevgili okurlar… Bu psikolojik savaş, artık bu makaleden itibaren sizin ellerinizde. Hadi telefonlara sarılın.