41 Milyon “Terörist” İçin Suç Duyurusu! Bedri Baykam  


  41 Milyon “Terörist” İçin Suç Duyurusu! Bedri Baykam Gündem ve değişimin bu kadar at başı yarıştıkları başka bir ülke bulmak kolay değildir. Geçen hafta size pek yakında Atatürkçülerin hücre operasyonlarında “yakalanıp” nasıl sorgulanacaklarını, “ideolojik suçlu” haline nasıl getirileceklerini sözde mizahi bir dille anlatmıştım. Şimdi geçen Cumartesi Milliyet’in manşetten verdiği haberler, bu yorumlarımı bayatlattı bile: “Ulusalcılık, Terör Kapsamına Girdi”. Meğer Emniyet Genel Müdürlüğü, “Ergenekon” hikayesi Atatürkçü önderleri alakasız şekilde Ümraniye silahlarıyla ilişkilendirmeye çalışmadan önce, salt düşünsel anlamda, bu Atatürkçüleri şimdiden fişlemiş ve notlarını vermiş bile: “…Ulusalcı kesimler, devlet egemenliğinin özellikle AB sürecindeki yasal değişiklikler ile zedelendiği ve ülkenin bağımsızlığını yitirdiği varsayımını temel almaktadır”. Yani öyle alakasız bomba seri numaraları araştırmalarına filan gerek yok. Atatürkçü, dernek, vakıf, veya site üyesiysen kuyruğu artık kaptırmış olacaksın “Emniyet”e! O zaman hemen bu makaleyi savcılıklara suç duyurusu olarak yolluyorum: 41 milyon Türk adına, katıksız Atatürkçü olduğumuzu söyleyebilirim. Suçlarımız çok büyük. Vatanımız ve bayrağımızı severiz. Dinin siyasete alet edilmesinden nefret ederiz, yobazların sızdığı her kademedeki her anti-laik ve anti-Cumhuriyetçi uygulamayı yüksek sesle kınarız, bu konuları büyük bir inançla, konferanslara, internet sitelerine, makalelere, yürüyüşlere taşırız. Israrla, gittiğimiz her yerde yeni “örgüt elemanları” toparlamaya çalışırız, solun birleşip, Anayasa’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddelerine sahip çıkarak iktidar olmasını isteriz, tarikatlarla mücadele ederiz… Hepsinden önemlisi de, “bağımsızlık benim karakterimdir” diyen Mustafa Kemal’in yolundan yürürüz. AB’nin kapı kolu olmak ilgi alanımıza girmez. Yani büyük ideolojik “suçları” (!) örgütlü olarak işleriz. Anlayacağınız Emniyet’te bu ucube raporu kim hazırladıysa baştan sonra haklıdır: Biz Atatürkçülükten hüküm giymeliyiz. Derhal 41 milyon kişi için soruşturma başlatılmalıdır! Ayrıca nezarethaneleri geniş tutun, çünkü size kötü bir haberimiz daha var: Bu milyonların ezici çoğunluğu, dönek değildir; sinmez, işkence bile görse yolundan dönmez, ödünsüz Kemalistlik ciğerlerine işlemiştir! Bakın hemen detay vereyim: “Arşiv ve belge”mi dediniz? Bu “suç”ları da her birimiz fazlasıyla işliyoruz. Örneğin, arşivim 1940’ların öğrenci lideri Dr. Suphi Baykam’ın belgeleriyle başlar, 27 Mayıs, Ortanın Solu, derken benim üstümden Kemalizm, ADD, Yurtsever Hareket üstünden bugüne uzanır! Yani her türlü gazete kupürü ve etrafta gezinen internet bilgileri (!) bizde de bolca vardır! Terör ve kavgadan anlamam. “Silahlarım”, fırça ve kalemdir, bu dünya düellosunda… Eh, Selçuk, Alemdaroğlu ve daha nice ismin böyle pervasızca baskı altına alınabildikleri bir ortamda, elbet savcıların elinin altında onları böyle yönlendirebilecek “ihbar” ve bilgilendirme” raporları (!) olmalıydı. Ülkesini seven Kemalist-Sosyalist-merkez veya sağ vatandaşlarını “aşırı sağcı” diye fişleyebilecek bir tek zihniyet vardır: Şeriatçı mantık. Çünkü akılları hep ümmetçiliğin “Yeşil” bayrağındadır. Bu utanç verici yorumları başla türlü izah edemezsiniz. Merak ediyorum, Ertuğrul Günay hemen devreye girip ulusalcıları da koruyucu kanatlarına alacak mı? “Bakın şeriatçı zihniyet nerelere sızmış da böyle gudubet raporlar yazabiliyor işte, pardon” diyecek mi, göreceğiz! Ortada bir gerçek var: Bir devlet düzeni bu iki başlı şizofreniyi uzun süre kaldıramaz. Kendinizi ülkenin hakimi, savcısı ve polisi yerine koyun. Yazılı hukuku ve Atatürk’ün çizdiği yolu, Anayasayı mı savunacaklar, yoksa raydan çıkmış ve ancak yobaz devletlerde görev yapabilecek Emniyetçilerin imza attıkları bu acınası raporların gereğini mi yapacaklar? 1996’nın “gözde” şeriatçı örgütü IBDA-C’nin dergisi “Taraf” vardı… Şu aksi tesadüfe bakın, günümüzün “Kemalizmi kökünden kazımak isteyen süper demokrat Ahmet Altan”ın gazetesinin adı da aynı! Şeriatçı Taraf’ı çıkaranlar 90’ların ortasında “bu ülkede kimse 2000 yılından itibaren açıkça Atatürkçülüğü savunamayacak, o dönem bitecek” diyorlardı. İşte bizim gibi münasebetsizlerin muhalefeti, 28 Şubat filan derken, biraz rötar yaptılar. Bakın işte oraya 2008’de gelmişiz! Emniyet müdürlüğümüz, Atatürk Cumhuriyeti’ni koruyan, kollayan, savunan, kendini bilmez “aşırı sağcı”lar için Allah’tan devreye girmiş ve bu tehlikeli kesitleri yakın mercek altına almış… İşte böyle: “Taraf”ın şeriatçı ve kılıflı İslamcı 2. Cumhuriyetçi kanatları, artık aynı isimde buluştular. Hedefledikleri “ Atatürksüz anti-laik İslami Demokrasi (!)”yi işleme koyabilmek için, görüyoruz ki “içeri”de kendilerinden “taraf” organizasyonları şimdiden kurmuşlar… Biraz ciddiyet lütfen: CHP yarından tezi yok, bu rezaleti kağıda dökmeye cesaret eden Emniyet birimleri hakkında Parlamento araştırması talep etmeli, herkese ülkenin kimliğini hatırlatmalıdır. Hatta Demirel in bile bu saçmalığı afişe etmek için, bir sağcı olarak bu verilere göre kendi kendini ihbar etmesi,